1 Mayıs 2008 Perşembe

HRİSTİYANLAR NEDEN MÜSLÜMAN OLMALI?

( .Babadan kalan dine mensup olmak doğruyu bulmak değildir, fakat samimiyetle doğruyu aramak, tarafsızca, sağlam bilgiyle, sağduyu ile hareket etmek kişiyi Allah katında samimiyet sahipleri arasına koyar ) İNCİL VE TEVRAT'IN RUHU KURAN'I HAYKIRIR ! İZNİK KONSİLİNDE ALINAN KARARLARI DEĞİL!
Üçleme doktrinin Iznik konferansi'nin ( M.S. 325) bir ürünü oldugu tartismasiz kabul gören bir dogrudur. Huw Parri Owen, King's Üniversitesi Hristiyan Doktrini eski profosörü, Londra Üniversitesi, bu gerçegi kabul eder:
“... ilk kilise Engizisyon doktrinini formule etmistir. Burada ilk ana mihenktasi 325'te iznikte toplanan konsey ve 451 yilinda Kadiköy'de bir araya gelen konseydir. Asirlar içinde Isalojinin tanimi ve doktrini, direkt yada endirekt olarak bu iki konsey tarafindan üretilen formüllerin ürünüdür. Iznik'ten sonra, Ortodoks çevrelerde Isa'nin ilahi olduguna dair hiçbir kusku yoktu. ( Christian Theism, T&T. Clark, Edinburg, 1984, s 38-39 )”
Matta 23:9 ( yeryüzünde babaniz diye kimseyi çagirmayin; zira babaniz birdir, semavi babadir” Nitekim isa düzeltilmis son incillerde görülecegi gibi hiç bir zaman kendini Tanrinin tek oglu olarak adlandirmamistir. Ve pek çok yerde kendinden insanoglu, kul, hizmetçi peygamber seklinde bahsetmistir.
“... Benim babamin ve sizin babanizin, benim Allah'im ve sizin Allahinizin yanina çikiyorum” ( Yuhanna 20:17 )
Gal 3:26'da geçen '' hepiniz Tanri'nin ogullarisiniz. '' olan bu tanimlamanin ruhani anlamda oldugunu kabul ediyorsak, Isa'nin da Tanrinin oglu olarak belirtilmesini de o anlamda kabul etmemiz gerekmektedir.
Ayrica üçleme günümüz hiristiyanlik inancanin temelini olusturmasina ragmen tüm Isevilerin inanmak zorunda oldugu Eski Ahit'in 39 kitabinin hiçbirinde kesinlikle yoktur? Nuh, ibrahim, Musa ve Davut As vs bu doktrini vaaz etmemislerdir? Neden tam aksini israrla söylemislerdir.? (Tesniye 4:39, 6:4, 32:39,. Çikis 20:2-3. I Samuel 2:2. I Krallar 8:60, Isaya 42:8, 45:5-6 ) Markos 12:29 “Isa cevap verdi: Birincisi “ Dinle, ey Israil; Allah'imiz Rab bir olan Rabdir. Ve Rab Allah'ini bütün yüreginle bütün caninla, bütün fikrinle seveceksin.” Ya Matta 4:10, 6:24, Markos 10:18, Luka 18:19 tüm diger ayetlerde Allah'in birligini anlatir. Öyleyse neden Allah'tan baska tanrilara tapilmasi ve Hz Isa için kendinin israrla bir insanoglu, hizmetçi ve peygamber her inanan gibi bir oglu oldugunu anlatmasina ragmen Tanri yada ilahlik gibi bir kisve altinda gösterilmesi asla dogru degildir.
Matta “Beni tanri tanri diye çagiranlardan hiç biri tanri'nin kraliyetine giremeyecektir. Ancak cennetteki babamin isteklerini yapanlar hariç.” Sonraki ayetlerin isiginda 7:22,23 o ayetler ki Isa'nin O'na Tanri Tanri diyenlere kizginligini ve hosnutsuzlugunu ifade eder. O her zaman hem eliyle hem sözleri ile Tanrisallik için tek bir yeri isaret ediyordu. O da Allah. O bir peygamber ve kuldu, halka kendisini peygamber olarak tanitmisti.
Luk 7:39 Isa'yi evine çagirmis olan Ferisi bunu görünce kendi kendine, «Bu adam peygamber olsaydi, kendisine dokunan bu kadinin kim ve ne tür bir kadin oldugunu, günahkâr biri oldugunu anlardi» dedi.
Mat 21:46 O'nu tutuklamak istedilerse de, halkin tepkisinden korktular. Çünkü halk, O'nu peygamber sayiyordu.
Yani o zaman Hz Isa'yi bizzat görmüs ve uzun uzun dinlemis kimseler onu peygamber biliyorlar fakat ondan yüzlerce yil sonra gelen kimseler O Tanri'dir yada biricik ogludur dedikleri için simdi herkes fikrini degistiriyor. Bu anlasilacak bir sey degildir.
1 ) HZ İSA'YA VE MUSA'YA İNANMA SEBEPLERİMİZ NELERSE AYNI NEDENLERE VE DAHA FAZLASINA HZ MUHAMMED'DE SAHİPTİR. Hz İsa'nın ve Hz Musa'nın Allah katındaki üstünlüklerine ve ilahi mesajları olduğuna inanmamızın nedenlerini sıralarsak;
Onların gösterdikleri büyük mucizeler, son derece yüksek ahlaklı ve dürüst kimseler olmaları, dünya servetlerine itibar etmeyip karşılığı yalnız ahirette beklemeleri, Her yerde ve herşeye gücü yeten, tarifsiz tek Tanrı'yı insanlara canları pahasına anlatmaları, ilk ilan ettiklerinde hep kavimlerinden eziyet görmeleri gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bunların hiç birini gözlerimizle görmedik fakat şahitlerin rivayetleri o kadar çok ve tarihte o kadar derin izler bırakmışlar ki onlara inanmamak mümkün değil.
İnanmayı gerekli kılan ; sayılan bu özellikler ve daha fazlası Hz Muhammed'te görülmektedir. Hatta tarihsel açıdan daha yakında olması ve hayatının hiç kimsenin incelenmediği kadar ayrıntılı incelenmiş olması ve Kuran'ın korunuşu açısından ulaşan bilgilerin doğruluk değeri son derece büyüktür ve önceki peygamberler hakkında gelen rivayetlerden ve delillerden çok daha sağlam kaynaklardır. Öyleyse her kim Hz İsa'ya Hz Musa'ya ve Hz İbrahim'e inanıyorsa aynı nedenlerden ve daha da fazlasından ötürü Hz Muhammed'e de inanmalıdır. O ancak ilan ettikleri ile kendinden öncekileri tasdik edici ve savunucudur. Kendini övmeden onları çokça över ve gerçeklerini anlatır. Bu açıdan da inanılmaya herşeyden daha fazla layıktır.
2 ) DENİZİN YARILIŞINI VE KÖRLERİN İYİLEŞMESİNİ MALESEF GÖREMEDİK FAKAT HZ MUHAMMED'İN EN BÜYÜK MUCİZESİ OLAN KURAN MUCİZESİNE TANIK OLABİLİRSİNİZ.
Kur'an içinde muhteşem bir matematiksel dizim barından mucizevi bir kitapdır. Bu uzunlukta bir edebi eserin ki toplumların hayatını değiştirmiş ve 1400 yıl sıkılmadan okunmuş... Aynı zamanda çok sofistike bir matematiksel sistemle indirilmiştir. Bu onun hem korunmasını sağlar ( bir harf çıkınca sistem bozulur) hem de ilahi bir söz olduğunu kanıtlar.
İçinde bilgisayarlar yardımıyla yada uzun süre el ile sayılmak süretiyle bir kısmı görülebilen matematiksel mucizeler olması neden ilahib ir söz olduğunu ispatlar? diye sorarsanız;
Allah kainatta herşeyi matematiksel bir düzen içinde yaratmış, herşeyi bir ölçüye göre tasarlamıştır. İnsanlar bir taşın suya düştüğü zaman yapacağı hareketi matematiksel formüllerinden yararlanarak hesaplayabilir fakat böyle bir fiziksel evren yaratamazlar. İzleyip takdir edebilirler ama yoktan oluşturamazlar. Aynı şekilde Allah'ın en güzel eserlerinden olan bu Kitap ( Kuran) da bu özelliği taşır ve bir formuller sistemi içinde yaratılmıştır. İnsanlar tespit edip alkışlayabilirler ama böyle bir kitap yazamazlar. Kuran'da dahi bu kitabın içinden küçük bir bölümün dahi tüm insanların birleşmeleri sonucunda bile benzerini yapamayacaklarını söylemektedir. Bu büyük bir mucizedir, herkes görbilir, dört işlemi bilmek ve sitemizde ki yazıları okumanız yeterlidir. Böylelikle İsrailoğullarının denizin yarılışını görmeleri, havarilerin gökten inen sofrayı görmeleri gibi siz de Kuran ın kıyamete kaar uzanan büyük mucizelerinin bir kolunu görebilirsiniz.
3 ) KURAN'IN GELECEKTEN VE GEÇMİŞTEN DOSDOĞRU HABERLER VEREN KANITLARI
Kur'an ayrıca gelecekle ilgili pek çok haber vermiş hepside şaşmaksızın tam olarak çıkmıştır. Verilen haberler özellikle herkesin beklentilerinin dışında gelişen olaylardan ve önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan olaylardan seçilmiştir. Bir kitabın veridği haberlerden bir veya iki tanesinin doğru çıkması üstün bir öngörü olarak nitelendirilebilse bile tamamının geçmiş ve geleceğe dönük olarak onlarcasının eksiksiz doğru çıkması insani bir bilgi olmadığını zamanı ve mekanı aşan bir bilgi kaynağının vahyi olduğunu göstermektedir. Bunları da bizzat sitemizden inceleyebilirsiniz.
4 ) HİÇ BİR TOPLUM VE DEVLET GÜCÜNÜN BAŞARAMADIĞI TOPLUMSAL ISLAHIN BİR KAÇ SENEDE HZ MUHAMMED ARACILIĞIYLA BAŞARILMASI
İslam'ın bir başka büyük mucizesi de, sapıklıkta çok ileri gitmiş putperest bir çöl toplumunu medeni kılması ve dünyaya hakim hale getirmesidir. İslamdan önce içki, zina, hırsızlık, gücü yetene öldürmek, işkence, putlara kurban kesmek ve put satmak gibi iğrenç fiiler serbestti. Kız çocukları ekseriyetle diri diri toprağa gömülürdü. Kadına hayvan kadar değer verilmezdi.
Fakat islam'dan sonra içki, zina, faiz, hırsızlık bıçak gibi kesilmiş bunlar yapılırken hemen hemen hiç kan akıtılmamış ve ceza verilmemiştir. İnsanların en hayırlısı kadınlara ve çocuklara en kibar ve yardımsever davranan ilan edilmiş ve fakirlere yardım etmek zenginlere zorunlu kılınmıştı. İlim öğrenmek farzdı. Kısa sürede Selçuklu, Osmanlı gibi medeniyetler tartışmasız olarak dünyanın süper güçleri ve kutsal toprakların 1400 yıllık koruyucuları oldular. Ne zmaan din sadece lafta kaldı ve bütün güzellikler terkedildi, dünyaya tapılmaya başlandı, hemen alaşağı edildi ve ellerindekiler saçılıp dağıtıldı.
Günümüzde islamın 3-5 senede başardığı büyüklükte bir sosyal reformu ve büyük eğitim hamlesini bırakın sadece sigarayı yada içkiyi bıraktırmak yada aldatmayı engellenemek için milyarlarca dolarlık devlet bütçeleri ve uzmanlar ordusu aciz kalmakta hatta gittikçe toplumdaki yozlaşma artmaktadır. Bir toplumun ve bu dini samimiyetle seçen tüm insanların ahlak abidesi haline gelmeleri Allah'ın büyük bir mucizesidir. Kur'an da Allah'ın bir vaadi olarak açıklanmıştır bu üstünlük.
5 ) İSLAM AKIL VE MANTIĞA UYGUN, İNSAN FITRATI ÜZERİNE ALLAH'IN SEÇTİĞİ BİR DİNDİR.
İslam, tamamen bir kolaylık dinidir. İbadetler yada farzlar, kişinin can güvenliği yada hasalığı fakirliği gibi durumlar söz konusu olunca hemen rahatlatacak kadar esner, kolaylık gösterir. Allah pişman olup hatalarını düzeltmeye çalışanları affeder ve kusurlarını örter. İnsan fıtratından gelen ve insan için iyi olarak ezelde yaratılmış şeyler istenir ancak. Akla ve mantığa tamamen uygundur. Bazen soru işaretleri akla gelse de bu durum gayet normaldir. Sofistike ve son derece üstün bir sistem olan İslam, bilgisi az olan kimseler tarafından anında çözümlenememesi gayet normaldir. Örn; Domuz eti yememek, domuz seven kimseler için haşa saçma bir hüküm gibi görünmesine rağmen, ilerde tıp bilimi geliştikçe zararları ortaya çıkmış ve insanlar bilgilendikçe İslam'a daha büyük takdir yöneltmişlerdir. Kuran her ayeti ile geleceğe ışık tutar.
6 ) İBADETLERİNDE TIBBİ VE MANEVİ TEDAVİLER, BÜYÜK HAZLAR VE MUCİZELER GİZLİDİR
İslam'ın emrettiği ibadetlerin beden ve ruh sağlığı için son derece olumlu etkileri olduğu tıp dünyası tarafından kabul edilmiş hatta reçete olarak defalarca bu ibadetler verilmiştir.
7 ) İSLAM EVVEL Kİ PEYGAMBERLERİ ( HZ İSA MUSA VE İBRAHİM GİBİ ) REDDETMEK DEĞİL TAM TERSİNE ONLARI YÜCELTMEK VE DİNİNİ TAMAMLAMAKTIR.
Bir dindar ister musevi ister hıristiyan olsun, islama girmekle hiç bir şey kaybetmez, çünkü inancında bir şey eksilmez yine saygın ve mübarek olan Allah 'ın sevgilisi bu kimselere inanmaktadır. Sadece Hz Muhammed'i onları tasdik eden ve onları Allah için gönül den seven bir elçisi ve kardeşleri olarak kabul etmeyi inancına katarak güçlendirir. Bu öncekileri bir yok sayış dğeil tam tersine yepyeni bir yüceltme ve destekleyiştir. İnancın yeni bir şahitlikle güçlenmesidir. Kuran penceresinden Allah inancının ve o mübarek kimselerinin hayatlarının çok daha güçlü renklerle görülmesi zevkidir.
8 ) İSLAMI HAKKIYLA YAŞAYAN BATI DÜNYASI ALTIN ÇAĞINI YAŞAYACAK VE MÜSLÜMAN ARAP VE ÜTRK ÜLKELERİ KENDİLİĞİNDEN SİZLERE TABİ OLACAK, HAYRANLIKLARI ARTARACAKTIR. DÜNYADA BARIŞ HAKİM OLACAKTIR.
İtiraf etmek lazımdır ki, doğu dünyası müslümanları genel olarak dinlerine gerekli ilgiyi göstermemişler, ne bırakmış ne tutmuşlardır. Kitabın hemen hemen hiç bir ayetine uymayıp uyduklarına da gösteriş için uyarlar. Küçük bir gerçek müslüman azınlığı tarafından Kur'an ve Sünnet uygulanmaya çalışılmakta fakat bu genel görünüme yansıyamamaktadır. Üzülerek katılıyoruz ki; Yusuf İslam'ın söylediğini duyduğumuz şu söz gerçekleri dile getirmektedir; "Çok şükür ki, müslümanları tanımadan, islamı tanıma şansım oldu". Açıktır ki her kim günümüzdeki genel müslümanlığın hallerini ve ahlakını görse bu dine girmek istemez. Bu nedenle müslüman olmayanlarda suç bulmak çok daha zor. Koyu bir üzüntü oluşuyor bunu düşündükçe yüreklerimizde.
Fakat batı medeniyeti bazı kötü alışkanlıklarını ve önyargılarını saymazsak, son derece islama uygun bir yaşam çizgisi çizmektedirler. Temizliğe düşkünlükleri, bilime ve ibret almaya verdikleri önem, insanların birbirine saygısı bize sanki birazdan aralrında yeşermeye başlayacak olan İslam yaşantısını haber veriyor. Doğruda ağızlarda olan faat yaşantıdan kopmaya başlamış islam batıda yepyeni, taze bir güneş gibi eskisinden de güçlü parlayacaktır. Bu medeniyetler savaşının yok olması, dünyanın tek bir millet ve kardeş olması, savaş ve savaşa ayrılan boş emek, para yerine insanlığın refahı demektir. Dünyanın kurtuluşu islam'da gizlidir. Dünyanın en zengin kimselerinin islama uyarak zekat vermesi halinde ( ticaret malının her sene kırkda biridir ) dünyada ki en fakir ve aç kimseler bile tüm temel ihtiyaçları karşılayıp normal bir yaşam standardına kavuşacak, para dönüşümü ve ekonomideki canlılık patlayacak, tüm dünyada faizinde yavaş yavaş yok edilmesi ile üretim patlaması yaşanacaktır.
Eskiden size savaş açan yada nefret eden islam devletleri ( tarihi nedenler, haçlı seferi, liderlerin açıklamaları gibi nedenlerle ) artık batılılara gönüllü olarak bağlanacak ve kardeşten ileri sayacaktır. Yönetimlerini size verecek ve eyaletlerinize dönüşecektir. Barış hoşunuza gitmez mi? evvelden islamı seçen Osmanlı devleti için Arap olmamalarına rağmen aynı şeyi yapmışlar, türklere tüm islam devletleri bağlanarak eyaletleri olmuştu ve tüm müslümanlar herşeye rağpmen bugün bile türklerin eski hallerinden gurula bahseder ve benimserler.
Bu ihtimalleri uzak görmeyin. Bir yangın ancak bir kıvılcım kadar uzaktır. Bir kıvılcım ise kalplerimizde gizlidir. Bir kaç kişiyle başlayan yeni strateji teknolojinin ve haklı olmanın verdiği güçle anında tüm dünyada etkisini gösterecektir. Bunlar vaadedilmiştir. Siz zaten olacak bir işin öncüleri olmaya davet ediliyorsunuz. Sağduyunun Hak'ka duyarsız kalması düşünülemez. Doğru söz ve iyi niyetler elbette meyvesini verecektir.
9 ) BUNCA SAĞLAM DELİLE RAĞMEN ALLAH'IN HER DEVİRDE ELÇİ GÖNDERMEK GİBİ SIRADAN BİR ADETİNİ YALANLAR İSENİZ O ZAMAN ŞEREFLİ KİMSELERE ŞARLATAN DEMİŞ VE ALAY ETMİŞ OLACAKSINIZ. ONLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE VEYA HAKKIN ORTADAN KALKMASINA DESTEK VERMİŞ OLACAKSINIZ. (HAÇLI SEFERLERİ)
Eğer siz herşeye rağmen Hz Muhammed için ( haşa ) büyük bir şarlatandı derseniz. hayatını Allah' a adamış, evvelki elçileri tasdik edip haklarını ve davalarını korumak için ölümüne savaşıp ağır yaralar almış, dünyayı Allah rızası için terketmiş, gecelerini ibadetle geçiren fakirlerin ve yetimlerin babası olan, el-emin lakaplı, Allah'tan başkasına hiç tapmamış ve hiç yalan söylememiş bir kimseye büyük haksızlık ve iftira etmiş olacaksınız. Meryem'e de, Hz Musa'ya da ve Hz Nuh'a da iftira etmişlerdi ve hep önceki ümmetler yeni gelenleri kabullenmekte zorlanmıştı. Fakat Allah kullarını uyarmaya devam edecektir.
Onun aleyhinde sağlam deliller olmaksızın elinizde, Hz Muhammed'e inanarak Allah aşığı olaniyiliksever değerli kimseleri de aşağılamış olacaksınız. Buna hiç bir gerekliliğiniz yok. Ahitlerde de bu yazmaz. İncil'de din meyvelerinin peygamberlik ilan eden kimseler için karar vermede önemli bir gösterge olduğu belirtilmiştir. islam sapıklığı , doğruluk ve dindarlığa çevirmiştir.
Güzel düşünen ve elindeki delillerle iyi niyetle hareket eden, Allah rızası için, Allah'ı hiç kimsenin savunmadığı gibi savunmuş ve dünyanın çoğunluğunu buna ikna etmiş ( bizinillah ) bir kimseye ancak güzel bir şekilde inanıp destek vermekten daha güzel ve evvelindekileri memnun edici hangi davranış olabilir. Bir kimseye dost olmak isteyen O kimsenin dostlarına sormalıdır halini, düşman olan kimselerden içine kin ve nefret karışmış cevaplardan başkası çıkmaz. Bir kişiyi en güzel ailesi tanır, onu başka ülkede yaşamış ve düşmanlık besleyen birine sormak hata olabilir.

Hiç yorum yok: